Arşiv
 
ARŞİV
 


NEZLE - GRİP ÜZERİNE

Nezle (Soğuk Algınlığı) nedir?

Hapşırma, boğaz ve genizde yanma/batma, burun akıntısı şikayetleri ile birlikte görülen nezle (soğuk algınlığı), en sık geçirdiğimiz hastalıktır. Genellikle hafif geçirilen bir hastalık olmasına rağmen belirtiler 1-2 hafta sürebilir, doktora başvuru gerekebilir; çocuklarda okulun aksamasına neden olabilir.
Soğuk algınlığı ön planda çocuklarda yaygındır. Bunun nedeni çocuklarda infeksiyona karşı direncin henüz tam gelişmemiş olması, kreş ve okullarda sürekli diğer çocuklar ile temasta olmalarıdır. Çocuklar senede 6-10 kez nezle olabilirler. Okul çağı çocuklarında nezle sayısı 12 ye kadar yükselebilir.

Nezlenin etkenleri nelerdir?

Virüsler. Nezle belirtilerine yol açan 200 den fazla virüs tanımlanmıştır. Bunlar arasında en sık gördüklerimiz: rinovirüsler ve parainfluenza virüsleridir. Rinovirüsler nadiren ciddi hastalığa neden olurlar. Parainfluenza and RSV erişkinlerde hafif infeksiyon yaparken, çocuklarda önemli alt solunum yolu infeksiyonuna neden olabilir. 
Koronavirüsler erişkin soğuk algınlıklarının en sık sebebidir, özellikle kış ve bahar mevsiminde hastalık yaparlar.
Erişkin nezlelerinin %30-50’sinin tanımlanamayan virüslere bağlı olduğu düşünülür. Aynı virüsler çocuklarda da hastalığa neden olabilirler.

Nezlenin belirtileri nelerdir?

Nezlenin belirileri sıklıkla infeksiyon sonrası 3 gün içinde başlar ve genellikle burun akıntısı, tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma, öksürük ve baş ağrısı olur. Ateş genellikle düşüktür, fakat çocuklarda yüksek olabilir. Belirtiler 2-14 gün sürer, ama çoğu hasta 1 haftada toparlanır.

Nezlenin tedavisi nasıl olur?

Ciddi hastalık belirtileri olmayan basit nezlede, şikayetlere göre septomatik tedavi uygulanır. Yatak istirahati, bol sıvı alınması, ılık tuzlu su ile gargara, akıntı kesici ilaçlar ve parasetamol gibi ağrı kesici ve ateş düşürücüler önerilir. 

Grip nedir?

Grip ise, yine nezledeki gibi virüslerin neden olduğu, ancak belirtilerin daha ağır olduğu bir hastalıktır. Ateş, kas ağrıları, baş ağrısı, bitkinlik, iştah azalması, kuru öksürük ve boğazda yanma ön plandadır. Yatak istirahati gerekliliği nezleye göre daha fazladır ve okulun aksamasına neden olur.
Birçok çocuk problemsiz iyileşir, ancak bazen burada da hastalığa bakteryel infeksiyon eklenebilir: orta kulak iltahabı, sinüzit veya bronşit gibi. Ev istirahati ile bu tip infeksiyonlar önlenebilir. Bazı hastalarda daha ciddi bir durum olan zatüre (pnömoni) tabloya eklenebilir. Ancak zatüre genellikle küçük çocuklarda veya genel durumu bozuk olanlarda görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Gribin etkenleri nelerdir?
Klasik gripten ise influenza A ve B virüsleri sorumludur. Her yıl olan grip salgınları ise genellikle A tipine bağlıdır. Bu virüsler sürekli yapılarını değiştirirler ve bazı özellikleri hariç orijinal virüsten farklı hale gelirler. Bu nedenle gribe neden olan virüslerin tipleri her sene farklı olur.

Gribin belirtileri nelerdir?

Gripte ise ateş, öksürük, titreme, vücut ağrıları, baş ağrısı ve bitkinlik olur. Bu belirtiler genellikle 3-4 gün sürer ve ardından bir hafta veya daha fazla kuru öksürük, burun akıntısı ve boğazda yanma, boğaz ağrısı ortaya çıkar. Virüsün alınması ile belirtilerin ortaya çıkması 1-4 gün arasıdır.

Gribin tedavisi nasıl olur?

Grip belirtileri olduğunda ev istirahati gereklidir. Nezle tedavisinde kullanılanlara ek olarak antiviral ilaçlar belirtilerin süresini ve ciddiyetini azaltmak için kullanılabilir. Bu ilaçlar özellikle yaşlılar ve gribe bağlı komplikasyon riski olan genel durumu bozuk hastalar için faydalıdır. Bu ilaçlara belirtilerin ikinci gününde başlanmalıdır.

Antibiyotikler virüslere etki etmezler. Bu reçeteye tabi ilaçlar bakteriyel infeksiyonun bulunduğu orta kulak iltahabı ve sinüzit gibi durumlarda doktor tarafından verilmelidir.
C vitamini ve buhar solunması hastalık döneminde belirtileri ve hastalığın süresini azaltabilir.

Nezle ve grip virüsleri nasıl hastalık yaparlar?

Virüsler vücut direncini kırdıklarında infeksiyona neden olurlar. Vücudun ilk savunmasını burun ve boğazda üretilen salgılar oluşturur. Mukus adı verilen bu salgılar solunumla alınan maddeleri (polen, toz, bakteri, virüs) yakalarlar. Eğer virüs bu salgıyı geçerse hücre içine girebilir ve çoğalarak diğer hücreleri de hasta eder.
Hastalığın belirtileri vücudun virüslerin saldırısına karşı gösterdiği direnç nedeniyle oluşur. Virüsün bulaştığı hücrelere kan yoluyla akyuvarlar akın ederler. Bu hücrelerden infeksiyonun olduğu bölgede açığa çıkan maddeler nedeniyle ödem, akıntı, tıkanıklık gibi hastalık belirtileri oluşur.

Virüsler nasıl yayılır?

Nezle virüsleri burunda, burun mukozası hücrelerinde çoğalırlar ve burun akıntısında çok sayıda bulunurlar. Virüsleri, burun akıntısında en yüksek yoğunluklarına infeksiyonun ilk üç gününde ulaşırlar. Bu dönem nezle olan kişinin en fazla bulaştırıcı olduğu dönemdir. Nezle virüsleri bazen öksürük ve hapşırık ile saçılan damlacıklarda bulunabilirler. Virüslerini içeren burun akıntıları, hasta kişilerin burun sümkürmeleri, burunlarına dokunmaları, öksürük ve hapşırıklarını elleriyle engellemeleri nedeniyle ellerine bulaşır. Böylece nezle virüsleri, hasta kişinin bulunduğu ortamda, eşyalarda bulunabilir. Ayrıca çocukların burun akıntılarında da bulunabilirler. Okul, kreş ve benzeri ortamlarda, çocukların kalabalık olduğu yerlerde birbirlerine bulaştırırlar. Deneysel çalışmalar, nezle virüslerinin elden ele veya hasta kişinin dokunduğu eşyalardan bulaşabileceğini göstermişlerdir. Rinovirüsler, dış ortamda 3 saate kadar yaşayabilmektedirler. Ek olarak parmak-burun-parmak-göz yoluyla göze de bulaşabilir. Gözde biriken ve çoğalan virüsler, gözyaşı kanalı ile buruna gelebilirler. Buruna geldikten sonra geniz bölgesine ulaşırlar ve nezle başlar. Bazı durumlarda havaya saçılan öksürük ve hapşırık damlacıkları içindeki virüsler, başkalarının burunlarına veya gözlerine ulaşabilir ve infeksiyona neden olabilir.
Grip olanlar belirtilerinin 1 gün öncesinden 5 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Çocuklarda ise bu süre belirtilerin başlangıcından 6 gün öncesine kadar olabilir.  Belirtiler virüsün bulaşmasından 1-4 gün sonra başlar. Belirtiler birkaç gün olmayabileceğinden bilmeden başkalarına bulaştırabiliriz.

Soğuk hava hastalığa neden olur mu?

Birçoğumuz nezlenin soğuğa maruz kalındığında, üşündüğünde veya terlendiğinde oluştuğuna inanırız. Aslında bu durumların nezle oluşumunda veya hastalığın ciddiyetinde etkisi yoktur veya çok azdır. Ancak virüsler soğuk ortamda ağız ve burun mukozasına daha kolay giriş yaparlar. Stres, alerji ve burun açıklığını ve boğazı etkileyen olumsuz koşulların nezleyi kolaylaştırılan etkileri ileri sürülmüştür.

Soğuk algınlığı sezonu

Nezle sıklıkla sonbahar ve kış aylarının hastalığıdır. Ağustos sonu veya Eylül başında nezlenin görülme sıklığı yavaş yavaş artar ve Mart, Nisan aylarına kadar yüksek kalır, sonra azalmaya başlar.  Mevsimsel özellik okulların açılması ve soğuk havayla ilişkili olabilir. Soğuk havalarda, insanların kapalı ortamlarda geçirdiği süre artar ve hastalığın kişiden kişiye bulaşma şansı artar.
Mevsimsel değişimler ile ortam nemi ve soğuk algınlığı arasında ilişki vardır. Çoğu nezle virüsü için, nemin düşük olduğu yılın soğuk ayları daha elverişlidir. Ayrıca soğuk hava burun içini kurutur ve burun içini virüslerin barınmasına uygun hale getirir. Kış aylarında evlerde de çeşitli ısıtma sistemleri devreye girer. Aşırı ısıtılan odalarda hava nemini kaybeder. Solunum yollarında kuruma oluşur. İnfeksiyona katkısının yanında, tek başına burun kuruluğu da KBB hekimlerine başvuru sebeplerindendir. Burun mukozası kuruduğunda hasta tarafından tıkanıklık olarak algılanmaktadır.

Nezle ve gripten korunmanın ve yayılımının önlenmesinin yolları nelerdir?

  1. Ellerinizi yıkayın. Ellerin yıkanması mikropların uzaklaştırılmasında oldukça önemlidir. Sabun ve akan sıcak su ile nezle virüsleri el ve parmak cildinden temizlenir. Sabun ve deterjanlar nezle virüsünü etkilemezler, virüsler yıkama ile mekanik olarak ortamdan uzaklaştırılırlar. El yıkama nezle olan kişi veya eşyaları ile temastan sonra çok önemlidir. Özellikle çocuklara hasta olan kişi ile temas ettiklerinde, ellerini yıkamaları öğütlenmelidir.
  2. Fincan veya bardakları paylaşmayın. Tek kullanımlık kağıt bardaklar, özellikle okul ve iş yerlerinde mikropların yayılımını önlemede başarılıdır.
  3. Kağıt mendil kullanın. Kağıt mendile sümkürerek çöpe atmak en iyisidir. Burun akıntısı burundan temizlenir. Kirlenmiş mendili hemen atmak önemlidir, zira masaya, koltuğa, sandalyeye vs. temas ile başkasına virüs bulaşabilir.
  4. Gözlere, burun ve ağza dokunmayın. Nezle olan biriyle temas ettiyseniz, asla gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza elinizi sürmeyiniz. Böylece mikroplar bu bölgelerden size bulaşamaz. Çocuğunuza sık el yıkamasını öğütleyiniz.
  5. Kağıt havlu kullanın. Mutfak veya diğer yerlerde, özellikle nezle olunduğunda pamuklu havlu yerine kağıt havlu tercih edilmelidir.
  6. Oyuncakları temiz tutun. Oyuncaklar mikropları barındırabilirler. Oyuncaklar düzenli olarak sıcak, sabunlu suyla yıkanmalıdır.
  7. Başka yöne hapşırın. Diğerlerinden uzağa veya mendile hapşırılması önemlidir. Ağzınızı elleriniz ile kapadıysanız, sonrasında mutlaka elinizi yıkayınız. Bu modeli çocuklarınızın da örnek almalarını sağlayın.
  8. Havalandırın. Mikroplar durağan havada asılı kalırlar. Pencereler açıldığında temizlenirler. Ayrıca oda nemlendirilmelidir. Kaloriferin üzerine ıslak bez konulması yaterli olur. Burun mukozasının kuruması önlenir.
  9. Mikropları temizleyin. Mikroplar üç saate kadar, kapı kollarında, trabzanlarda, ışık düğmelerinde, telefon, uzaktan kumanda gibi sıkça dokunulan yüzeylerde yaşayabilirler. Bunların arasıra dezenfektanlarla silinmesi faydalıdır.
  10. Sigara içmeyin ve içilmesine izin vermeyin. Sigara içilmesi burun ve akciğerler üzerinde olumsuz etkilidir. Çocukları soğuk algınlığına zayıf hale getirir.

Grip aşısı faydalı mıdır?

Her sene tekrarlanan grip aşıları ile gripten korunmak mümkündür. İdeal olarak Ekim ve Kasım aylarında iğne ile uygulanmalıdır. Nezleyi önleyen virüs aşıları, pek çok tipte yeni virüsün keşfedilmesi nedeniyle, sürekli geliştirilmeye çalışılmaktadır. Her virüsün üzerinde kendine ait özellikleri belirleyen “antijen” adı verilen yapılar vardır. Vücudun bağışıklık sistemi, virüslerin antijenlerini tanıyan “antikor” denilen savunma elemanlarını kullanır. Aşıda bulunan antijenler sayesinde bağışıklık sistemimiz virüsle tanışmadan, virüse karşı dayanıklı olmamızı sağlar.  Bazı virüsler antijenlerini değiştirebildikleri için her sene grip aşılarında değişiklikler yapılır. Soğuk algınlığı sezonundan önce, Sonbahar aylarında çocuklar aşılanabilirler. Uluslararası kuruluşlar 6-23 ay arası çocuklar ve bu çocuklarla temasta olan erişkinlerin, ebeveynlerin aşılanmasını önermektedirler.

Nezle ve grip başka sorunlara neden olur mu?

Nezle ve grip genellikle sorunsuz olarak basit önlemler ve tedavilerle iyileşir. Ancak bazen oluşabilen komplikasyonlar nedeniyle antibiyotik tedavisi ve yakın takip gerektirebilir. Bu komplikasyonlar genellikle solunum yollarımız içinde veya çevresinde bulunan sinüsler, kulaklar veya akciğerlerimizde meydana gelir. Üst solunum yollarının infeksiyonlu hastalıkları esnasında orta kulakta sıvı toplanması (efüzyonlu otit), orta kulak iltihabı (akut otit), sinüzit ve zatüre (pnömoni) görülebilir. Bunlardan özellikle orta kulak sorunları ve sinüzit bir KBB Uzmanının takip ve tedavisini gerektirir.


OKULLAR AÇILIYOR ÇOCUKLARDA KBB HASTALIKLARINA DİKKAT
(Bir Gazete Haberimiz)

Okulların açılması ile beraber çocuklarda en sık görülmeye başlayan hastalıklar kulak burun boğaz sistemlerini etkiliyor.Özellikle kreş , anaokulu ve ilkokulların ilk sınıflarına yeni başlayan çocuklarda üst solunum yollarından infeksiyonların kolayca bulaşması ve sık sık tekrarlamaları okul döneminde başlayan ve bazen erişkin hayatta da yıllarca sürebilecek  KBB hastalıklarına yol açabiliyor.Okul döneminde ailelerin her yıl yaşadıkları sıkıntılı hatta çoğu kez bezdirici üst solunum yolları infeksiyonları sadece çok bilinen bademcik ve geniz eti iltahaplanmalarına değil çocuk sinüzitleri , orta kulak iltihapları ve orta kulakta sıvı toplanması gibi hastalıklara da yol açabiliyor.Böylelikle işitme kayıpları, konuşma ve öğrenme sorunları , yüz kemikleri ve dişlerde gelişme sorunları gibi istenilmeyen fakat aslında önlenilebilir sonuçlarla karşılaşılabiliyor.Çocukların henüz bağışık sistemlerinin çeşitli mikrobik etkenlere karşı hazırlıklı olmaması , sınıfların kalabalıklığı , çocukların çok yakın temasta olmaları bir birlerine kolayca hastalıkların geçmesine yol açıyor.

Okullara başlangıç yıllarında sık görülen KBB hastalıklarının önlenilmesi için neler yapılabilir?
Özellikle anaokulu ve ilkokul sınıflarındaki öğrenci sayısının düşük tutulması , üst solunum yolu infeksiyonu olan çocukların okula gönderilmeyerek istirahate alınması , okulda hastalanan çocukların evlerine gönderilmesi , çok sık infeksiyon geçirmeye eğilimli olan çocuklara grip aşısı yapılması , 3-4 yaşlarındaki ev çocuklarının  okula başlamış 5-7 yaş grubu ile birlikte oynamamalarının sağlanması gibi temas oranının azaltılmasına dikkat edilmelidir.

Okul çağı KBB hastalıklarının kalıcı sorunlara dönüşmesini önleyebilmek için neler yapmak gereklidir?
Çok sık üst solunum yolu infeksiyonu geçiren çocuklar  ve  senede 5-6 kez bademcik iltahabı geçirilmesi , her gece horlama , yoğun ve uzun süreli burun tıkanıklıkları , işitme kaybı şüphesi , öğrenme güçlüğü ve kişilik değişimleri , inatçı geniz akıntıları , inatçı hapşırık ve öksürük nöbetleri , dişlerin bozuk çıkması gibi belirtiler mutlaka araştırılmalıdır. Günümüzde çocukluk dönemi KBB hastalıkları erken saptanıldığında gelecekte kalıntı bırakmayacak şekilde tam olarak tedavi edilebilmektedir.

İNTERNET VE TIP

Uygarlık tarihinde hiçbir değişim süreci endüstri çağından bilişim çağına geçtiğimiz şu yaşadığımız yıllardaki kadar hızlı olmamıştır. Atomun yerini "bit" alınca dijital tanı, görüntüleme yöntemleri ve videoendoskopik cerrahi yöntemler tıpta yeni bir devir açmıştır. Tıp ve cerrahideki eğitim anlayışı ; bilgisayar ve internet yardımlı eğitim, multimedia ve hatta sanal gerçeklik ile yaratılan simülassyonlu eğitim ortamları gibi yepyeni kavramlarla değişmektedir. İnternetteki haberleşme grupları ile dünya doktorları sürekli bilgi değişiminde bulunabilmekte hatta dünyanın herhangi bir yerindeki doktor hastasının yanından bir başka ülkedeki meslektaşı ile örneğin hastasının videoendoskopik muayene bulgularını da göndererek "chat" yapabilmektedir. Bu uygulamanın daha ileri şekli olan "Tele-medicine" yeni etik kuralların belirlenmesini gerektirecek kadar yaygınlaşma göstermektedir. İnternet ile tıbbi yayınlara ulaşma meslek mensubu olmayanlar için bile çok kolaylaşmıştır ve bu hasta haklarının genişlemesi açısından yeni gelişmelere yol açacaktır. Sağlık kuruluşları ve doktorlar tarafından oluşturulan web siteleri sadece bilgi vermenin dışında yeni rekabet ve gelişme stratejileri yaratmıştır. Örneğin bir hastane hastaları ile ilgili bilgi ve sonuçlandırmaları internete açabilmekte, bir cerrah yaptığı ameliyatların video görüntülerini ve hastalarının e-mail adreslerini web sayfasına koyabilmektedir. Böylelikle yasal ve etik değerleri ilgilendiren yeni belirlemeler gerekecektir. Tele-cerrahideki deneysel çalışmalarda da cerrahın el hareketleri elektronik sinyallere dönüşerek cerrahi ortama kan damlaları ile değil "bit ve byte'lar'' ile ulaşmaktadır. Bunun anlamı, gelecekte hastanın internetle iletilen üç boyutlu holografik sanal anatomik görüntüsü üzerinden bir başka yerdeki cerrahın ameliyat yapabilmesinin olanaklı hale gelebilmesidir. Böylelikle espirili bir yaklaşımla ; hekimlik süreci, büyücü hekimlikten Hipokrat hekimliğine, steril açık cerrahiden endoskopik nintendo cerrahlığına oradan da dijital hekimliğe evrimleşme göstermiş olacaktır.

KBB TARİHÇESİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER
- Kulak Burun Boğaz uzmanlık alanı; kulak ve gırtlak-boğaz alanlarının 20.yüzyıl başlarında birleşmesi ile gelişmiştir. Kulak hastalıkları 19.Yüzyıl ortalarında gelişmeye başlarken, 1954 yılının, Eylül ayında bir İspanyol müzisyenin ayna yardımı ile kendi gırtlağı ve ses tellerini görüntülemeyi başarması ile uzmanlık alanımızın boğaz bölümü gelişmeye başlamıştır. Boğazdan yukarı doğru çıkıldığında yada orta kulaktan Östaki tüpü boyunca inildiğinde her iki alanın uzmanları da aynı organla karşılaşmışlardır: burun boşluğu. Böylelikle kulak burun boğaz hastalıkları aynı uzmanlık alanında çalışılır olmuştur.

-
İlk Kulak kliniği 1850'de Londra'da daha sonrada 1873'te Viyena'da kurulmuştur. Bu yıllarda kulak uzmanlığı "güç ve karşılıksız" olarak tanımlanmıştır.

- Kulağın işlevi ile ilgili ilk inanışlar da çok ilginçtir. Hipokrat zamanından beri gelen bir inanışa göre kulağın üreme organları ile ilişkili olduğu sanılırdı. Benzeri inanışlar Moğol, Hint ve Pers mitolojilerinde de mevcuttur. Bu yüzden hırsızların kulakları kesilerek onların kısırlaştırılması amaçlanırmış.

- Eski zamanlarda şiddetli burun kanamalarından pek çok insan öldüğü için Hıristiyanlıkta bu konuyla ilgili bir koruyucu aziz tesis edilmiştir. Ayrıca bir hastanın boğazından balık kılçığının çıkarılmasını katolikler her 3 Şubat'taki dini törenlerinde anımsatmaktadırlar.

- Ani solunum yolu tıkanması nedeniyle yapılan ve hayat kurtaran bir yöntem olan "trakeotomi - boğaza dışarıdan bir solunum deliği açma işlemi - " ilk kez milattan önce 2. yüzyılda yapılmış, ancak bu işlem 17. yüzyıldan sonra yaygın kabul görerek kullanılmaya başlanmıştır.

- Bugün iltihabi yada orta kulakta sıvı toplanması gibi sebeplerle sıkça yaptığımız "mirengotomi - kulak zarını çizme işlemi - " 1760'larda bulunmuş ve 1800'lerin başında Londra'da "bazı sağırlık türlerinin giderilmesi operasyonu" olarak giderek yaygınlaşmaya başlamıştır.

- Kulak zarının aydınlatılarak görülmesini sağlayan ve yıllarca doktorların stetoskoptan sonra simgesi haline gelen alın aynası 1841'te yapılmıştır.

- KBB'de ilk ameliyat mikroskobu kullanımı 1921'de kulak ameliyatları ile başlamıştır. Bu gün kulak muayeneleri bile neredeyse rutin olarak mikroskopla yapılmaktadır.

-
Vücudun doğal boşluklarının gözle görülerek incelenmesini sağlayan endoskoplar ilk kez 1800'lü yılların sonunda ürologlar tarafından kullanılmaya başlanmış ve ne yazık ki neredeyse 100 yıl sonra KBB sahasında ve özellikle burun-sinüs hastalıklarında kullanılmaya başlanılarak devrim sayılabilecek gelişmelere yol açmışlardır.

- Nobel Tıp ödülü almış tek KBB Hastalıkları Uzmanı, Macar von Bekesy'dir. İşitme ve iç kulak araştırmalarıyla 1947'de bu ödülü alarak KBB sahasında önemli gelişmelere zemin hazırlamıştır.


HEKİM SÖZLERİ

- Hekim tedavi eder, doğa iyileştirir (Aristo, M.Ö. 384-322).
- Sağlıklı olunmasından şikayetçi olan tek kişi bir doktordur (Anonim).
- Sadece iyi bir insan büyük bir hekim olabilir (Carl Wilhelm Hermann Nothnagel, 1841-1905).
- Alışkanlıklarınızdan vazgeçmediğiniz sürece, size yardım edilemez (Hippocrates M.Ö. 460-370).

Başa Dön

 
 
 
 
Untitled Document

Bu sitenin içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması açık olarak yasaktır.
İşbu sitenin içeriğindeki herhangi bir hata veya yanlışlıktan KBB Nişantaşı sorumlu tutulamaz.

© Copyright KBB Nişantaşı. Tüm Hakları Saklıdır.
artworks: juvenis